7 Mart 2014 Cuma

Yeni Skoda Yeti 2014

koda-yeti-2


Skoda’nın SUV segmentindeki ilk aracı aracı Yeti, benzersiz tasarımı ve etkileyici güvenlik donanımlarıyla dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Araca dışarıdan bakıldığında farklı bir konseptte olduğu açıkça görülüyor. Aracın binek araçlarla jip arasında bir yerde olan boyutları, şehiriçinde manevra güçlüğü yaratmazken, arazide ise büyük kolaylık sağlıyor.


Skoda yeti, bildiğiniz üzere önceki yıllarda dört far ile oluşturulmuş bir ön tasarıma sahipti. 2014 modelinde diğer tüm modellerde olduğu gibi, ön far sistemi ve tasarım komple değiştirilerek araç daha modern ve agresif bir görünüşe ulaştırılmış. Farların altındaki panel ise gündüz farları ile zenginleştirilmiş. Bu şüphesiz sürücüler için büyük kolaylık sağlayacak bir güvenlik yeniliği.


Skoda Yeti, standart olarak 6 adet havayastığı ve diğer güvenlik ekipmanlarıyla birlikte gelmektedir. Ayrıca araç, Skoda’nın yeni yorgunluk sistemini de barındırıyor. Bu sistem, araç 65 km/h üzerindeyken sürücünün direksiyon hareketlerini algılayarak yorgunluk durumunu ölçüyor ve sürücüye mola vermesini öneriyor.


2 benzinli 3 dizel olmak üzere 5 farklı motor seçeneğine sahip. Aracın ideal olan 1.4 TSI motor seçeneği 120 beygir gücünde ve 10.6 saniyede 0′dan 100′e çıkabiliyor. Bu seçeneğin 100 km’de ortalama yakıt tüketimi ise 6.4 lt.


Sonuç olarak Yeni SKODA Yeti macerayı seven yol tutkunları için en ideal seçeneklerden biri. İşte aracın sizler için derlediğimiz birbirinden güzel fotoğrafları…






Yeni Skoda Yeti 2014

Muhteşem Yüzyıl 127. bölüm fragmanı



Muhteşem Yüzyıl 127. bölüm fragmanı

6 Mart 2014 Perşembe

Dünyanın Yedi Harikası ve Öyküleri

Dünyanın Yedi Harikası olarak anılan yapı ve yapıtlara geçmeden önce, bu kavram hakkında biraz bilgi vermek gerekir. Dünyanın Yedi Harikası veya bir diğer ismiyle Antik Dönemin Yedi Harikası, tamamı insanoğlu tarafından inşa edilmiş yapı ve yapıtlarının en iyilerini temsilen söylenmektedir. Bu kavram ilk olarak M.Ö 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılmıştır. Heredot’un yaptığı bu giriş üzerine M.Ö 4. yüzyılda Sidon’lu (Antik çağda önemli bir Fenike şehri) Antipatros, “Dünya’nın Yedi Harikası Üzerine” (Περὶ τῶν Ἑπτὰ Θεαμάτων) adlı bir eser yazarak bu listeyi oluşturmuştur. Liste daha sonraları çeşitli değişikliklere uğrasa da, günümüzde de kabul ettiğimiz “Dünyanın 7 harika listesi”, M.Ö 2. yüzyılda son şeklini almıştır.


Dünyanın Yedi Harikası olarak anılan yapılardan yalnızca Keops piramidi günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Diğer yapılar ise yangın ya da deprem gibi nedenlerden dolayı yok olmuşlardır.


Şimdi dilerseniz arkanıza yaslanın, müziğin sesini açın ve birlikte Dünyanın Yedi Harikasına doğru keyifli bir gezintiye çıkalım.


1. Keops Piramidi


misir-piramitlerinin-sirlari


Mısır’ın Giza bölgesinde bulunan en büyük antik yapı olan Keops piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö 2560 yılında Mısır kralı Keops (Mısır lisanında Khufu) tarafından yaptırılmıştır. Bir grup tarihçi Giza Piramitleri’nin üçünün birden Dünyanın Yedi Harikası listesine girdiğini söylese de, bunlardan yalnızca Keops Piramidi listeye dahildir.


Bugün dahi sırları tam anlamıyla deşifre edilmiş olmamasına karşın, araştırmacılar Keops Piramidi’nin yapımının 20 yıl sürdüğünü düşünmektedir. Piramit ilk yapıldığında 146 metre yüksekliğindeydi, ancak bugün aşınmalardan dolayı yüksekliği 138 metre civarındadır. Piramidin dış bölümü kireç taşı ve granitten yapılmış ve tüm yapıda her biri ortalama 2,75 ton ağırlığında toplam 2.3 milyon taş blok kullanılmıştır. Piramidin her bir kenar uzunluğu 230 metre, eğimi 51 derece ve geometrik hata oranı %0,1′den daha azdır. Bu derece görkemli ve bir yapının, o dönemin teknolojisiyle nasıl yapıldığı hala çözülemeyen sırlardan biridir. Ancak bu konuda bilim insanlarının ortaya attığı çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. Piramitle ilgili oldukça çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Günümüzde dahi nasıl yapıldığı anlaşılamayan bu yapı, hala daha çözülmeyi bekleyen onlarca sırrı barındırmaktadır.


Keops Piramidi Dünyanın Yedi Harikası listesindeki tüm eserlerden daha eski bir tarihte yapılmasına rağmen, günümüze kadar ayakta kalabilen tek yapıdır. Ayrıca bu piramit, yapıldığı tarihten itibaren 4300 yıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.


2. Babil’in Asma Bahçeleri


babilin-asma-bahceleri


Babil’in Asma Bahçeleri olarak adlandırılan eser, M.Ö 7 yüzyılda Babil kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Bu yapı, Babil’in çorak Mezopotamya çölünün ortasında, yapay dağlar, ağaçlar, akan sular ve egzotik bitkilerin bulunduğu çok katlı bir bahçedir.


Coğrafyacı Strabo, Babil’in Asma Bahçelerini şöyle tanımlamaktadır. ”Bahçeler birbiri üzerinde yükselen büyük direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu. Büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat Nehri’nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya yukarı çıkarılıyordu.”


Babil’in Asma Bahçeleri’nin uzunluğu 80 kilometre, genişliği 25 metre ve yüksekliği 97 metre olduğu belirtilmektedir. Söylentiye göre Babil Kralı Nebukadnezar, bu bahçeleri çölün bunaltıcı sıcağından bunalan karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis Medes kralının kızıdır. Mezopotamya’nın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için, içinde yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe yaptırmıştır.


Babil’in Asma Bahçeleri günümüze kadar gelmemiştir ve bugün görülebilen kesin izleri yoktur. Fakat bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil’deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil’in Asma Bahçelerine ait olup olmadığını bilinmemekle birlikte, öyle olabileceği sanılmaktadır. Babil’in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlara göre çizilen resimler dahi mevcuttur. Sanılanın aksine efsanevi bahçeler bir yerlere asılı değil, sadece sütunlarla desteklenen taraçalar üzerinde kuruludur.


3. Zeus Heykeli


olimpia-zeus-heykeliM.Ö 456 yılında yapımının bitirildiği bilinen bu eser, adına olimpiyatlar düzenlenen Tanrıların kralı Zeus için, Olimpiyatlar’a ismini veren Olimpia şehrinde yapılmıştır. O dönemlerde Yunanlıların en büyük eğlenceleri, adını Olimpos (Olimpia) şehrinden alan bu oyunlardır. Zamanla Yunanlıların olimpiyat olarak nitelendirdikleri bu oyunların öneminin artması ve yayılması üzerine, Tanrıların Kralı Zeus için adına yakışır bir tapınak yapmak istemişlerdir. Bunun üzerine önce Elis’li Lisbon tarafından tapınak yapılmış, ardından tapınağın batı ucuna Phidias tarafından Zeus heykeli yapılmıştır.


Zeus heykeli 7 metre genişliğinde ve 12 metre yüksekliğindedir. Özenle hazırlanmış olan bu heykelde Zeus, tahtına oturur şekilde bina edilmiştir. Heykelin sağ elinde zafer tanrıçası Nike, sol elindeyse üzerinde kartal olan bir asa bulunmaktadır. Tahtın üzerine, Yunan Tanrılarının ve Sfenks gibi mistik hayvanların oyma figürleri işlenmiştir. Heykelin derisinin fildişinden, sakalı, saçları ve elbisesinin ise altından yapıldığı söylenmektedir.


Heykel, M.S 255 yılında Roma İmparatoru I. Theodosius’un olimpiyatları durdurmasıyla birlikte Yunanlılar tarafından Bizans’a yani İstanbul’a taşınmıştır. Ancak M.S 462 yılında çıkan büyük bir yangında yok olmuştur.


4. Rodos Heykeli


rodos-heykeliRodos heykeli 32 metre yüksekliğinde olup, demir ve taşla desteklenmiş, bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı Helios’a ithafen yapıldığı bilinmektedir. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanı sıra, Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olmasıdır.


Yapılan araştırmalara göre Rodos Heykeli’nin yapımı tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö 282 yılında tamamlanmıştır. Limanın hemen girişinde bulunan heykel, M.Ö 226 yılında meydana gelen bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırılmıştır. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes’den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvurmuşlar ve sonucunda yardımı reddetmişlerdir. 900 yıl kadar bir harabe halinde duran heykel, 654 yılında Arapların Rodos’u fethinden sonra tamamen yok olmuştur. Söylentiye göre heykelin kalan parçaları Suriyeli bir Yahudiye satılmış ve develerle Suriye’ye taşınmıştır.


5. İskenderiye Feneri


iskenderiye-feneri


Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile Mısır’ın İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır. Proje Büyük İskender’in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö 290 yılları sonunda başlamış ve ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir.


Şehrin batı limanında bulunan İskenderiye Feneri yaklaşık 166 metre yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil, bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edildiği söylenmektedir.


Fener’in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km mesafeden görülebiliyordu. Yapı, deprem ve fırtınalara bir süre dayanmış; ancak sonunda dayanamayıp çökmüştür. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302′de başka bir depremde çökmüştür. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-Bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkılmıştır. Fakat İskenderiye Feneri buna rağmen Dünya’nın Yedinci Harikası olmayı başarmıştır.


6. Kral Mausollos’un Mezarı (Bodrum Mozolesi)


halikarnas-bodrum-mozolesi


Bodrum Mozolesi de denilen Kral Mausollos’un Mezarı, M.Ö 350 yılında Kral Mousollos için karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmıştır. Pythea adlı mimar tarafından inşa edilen bu eser Bodrum civarındadır ve M.Ö 350 yılında tamamlanmıştır. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunuyordu. Süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası, podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört tane savaş atıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu.


Kral Mausollos’un Mezarı’nın toplam yüksekliği 45 metre idi ve 4 tarafındaki 4 heykelin her birini ayrı bir heykeltıraş yapmıştı. Bu heykeller, tanrıların değil de insanlar ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel yer tutarlar. 16 yüzyıl boyunca ayakta kalmayı başaran Halikarnas Mozolesi, 15. yüzyılda Haçlı Seferleri sırasında St. John şövalyelerinin bölgeye gelmesi birlikte yok olmuştur. Mozole’nin neredeyse bütün taşları bu sefer sırasında inşa edilen, bugün Bodrum kalesi olarak geçen yapının inşasında kullanılmıştır.


 


7. Artemis Tapınağı (Efes)


artemis-tapinagi


Artemis Tapınağı, (Yunanca: Artemision; Latince: Artemisium) aynı zamanda Diana Tapınağı olarak da bilinmektedir. Tanrıça Artemis’e ithaf edilen bu tapınak Efes’te M.Ö 550 yıllarında tamamlanmıştır. Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir. Dünyanın yedi harikasından biri sayılan tapınaktan geriye, bugün sadece bir iki mermer parçası kalmıştır. Türkiye sınırları içerisindeki antik kent, Selçuk İzmir’de bulunmaktadır.


Tapınak Lidya Kralı Kroisos tarafından başlatılmış 120 senelik bir projenin eseridir. Dünya’nın yedi harikasını derleyen Sidon’lu Antipader tapınağı şöyle tarif etmiştir: Mağrur Babil’in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını, Alpheus’daki Zeus heykelini, asma bahçeleri, Güneşin kolosusunu, yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve Mausolos’un engin mezarını gördüm; ama Artemis’in bulutlar üzerine kurulmuş evini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki “İşte! Olimpus’un dışında, güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.” (Antipader, Yunan Antolojisi [IX.58])


Bizanslı Philon ise tapınak için şunları yazmıştır: “Kadim Babillilerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus’in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes’teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.”


 



Dünyanın Yedi Harikası ve Öyküleri

4 Mart 2014 Salı

"Olmasa da olur." dedirten 10 reklam

Reklam vardır; izledikçe izleyesin, ihtiyacın olmasa da alasın gelir. Reklam vardır; bırakın ürünü almayı televizyonu kapatasın gelir. Bugün hemen hemen herkesin duygularına tercüman olacak ve son zamanların en itici, tiksinç, uyuz, gıcık, saçma reklamlarını derleyeceğiz. İşte bir numaramız.


1. Lipton Ice Tea – Litre litre


Lipton Ice Tea, Türkiye’de yıllardır en çok içilen soğuk çay konumunda. Öyle ki kutu ve 1 litrelik paketleri bulunan bu ürünün, bugüne kadar 1.5 ve 2 litresini üretmiyorlardı. Kuvvetle muhtemel Didi’den sonra piyasadaki boşluğu farketmiş olacaklar ki 1.5 ve 2 litre Ice Tea kutuları çıkararak bunu güzel bir reklam ile anlatmayı uygun görmüşler. Ancak reklam o kadar güzel olmamış. Hatta bırakın güzeli, iddia ediyoruz ki dünyanın en saçma reklamı ödüllerinde ilk üçe oynar.


Yine de insanları televizyondan uzaklaştırdığı için Lipton Ice Tea ve saygıdeğer reklamcılarına toplumumuz adına teşekkür ediyoruz.



2. Vivident XYLIT – Yanlış Bar


Bir adam bara girer, ama yanlış bara girmiştir. Sizi bilmiyorum ama bu reklam, hayatımda izlediğim en gereksiz reklamlar listesine hatrı sayılır bir sıradan giriş yaptı.



3. Kosla Vanish Tül – Aaaa. Bıktım!


Reklam aralarının olmazsa olmazı, 2 reklamda bir tekrar dönen, tüm kanallarda mütemadiyen yayınlanan Kosla Vanish reklamlarından gına gelmedi mi artık ne dersiniz?



4. No1 Torku – Çikolatalı Gofret


Dilimize “Nobirsiiiz?”, “Nobir abi” gibi jargonları kazandırarak bu alandaki önemli eksiği kapatan Pascal Nouma ve Torku No:1 çikolatalı gofret reklamı. Her ne kadar Nouma sevimli olsa da reklam metni berbat. Ayrıca reklama harcayacağınız paranın bir kısmıyla gofretinize adam gibi bir jelatin tasarımı yaptırsaydınız keşke demezler mi adama? Bu Paintten yapıldığını sandığımız tasarımla, daha yemeden bayat durmuyor mu sizce de?


nobir



5. Nescafe – 3ü1 arada


Bu adam kahveyi içince kıza nasıl dönüştü? Hadi dönüştü diyelim, bu kıza nasıl dönüştü. Akıl var mantık var! Bülent Ersoy’a dönüşseydi bir nebze anlayabilirdik ama bu haliyle malesef Nescafe de sınıfı geçemedi :)



6. Line – Sana da bedava, bana da!



7. Molfix – Mert vs. Kim Ki O



8. IKEA – Bak bu çok güzel



9. A101 – Altan Erkekli ve Ankaralı Turgut



10. Anadolu Sigorta – Kaskosuz Sürücü




"Olmasa da olur." dedirten 10 reklam

Lumberjack erkek bot modelleri 2014

Kış aylarının yağmur, kar ve çamurundan sıkıldıysan, ayakkabı alırken tercihini rahatlık, dayanıklılık ve hesaplılıktan yana kullanıyorsan yeni Lumberjack erkek bot modelleri ilgini çekebilir. Bildiğiniz gibi ünlü marka geçtiğimiz yılın sonlarında yaptığı reklam kampanyasıyla tekrardan konuşulmaya başlamıştı.


Hemen hemen her ayakkabı mağazasında bulabileceğiniz bu botları, ayrıca online alışverişe imkan sunan büyük ayakkabı markalarının web siteleri aracılığıyla da satın alabilirsiniz. Botların fiyatları ise bizim baktığımız kaynaklarda 69 TL ile 159 TL arasında değişiyor. İşte sizler için seçtiğimiz birkaç Lumberjack 2014 erkek bot modeli.





Daha fazlasına göz atmak istiyorsan buraya tıklayarak FLO’nun online alışveriş sayfasına gidebilirsin.



Lumberjack erkek bot modelleri 2014

Soğuk algınlığına iyi gelecek basit yöntemler

soguk-alginligi-nezleSonbahar ve kış aylarının korkulu rüyası: Soğuk algınlığı ya da bir diğer adıyla nezle. Peki nedir bu nezle? Silmekten kızarmış ve mütemadiyen akan burunlar, tam ortasında boğazdaki rahatsızlık nedeniyle kesilen konuşmalar, halsizlik yüzünden evden çıkmadan geçirilen günler. Tüm bunlar sizi artık korkutmasın! Şimdi söyleyeceğimiz birkaç küçük yöntem, soğuk algınlığını hızlıca ve hafif bir şekilde atlatmanıza yardımcı olacak. Hadi başlayalım!


1. Uyku düzeninizi bozmayın


Soğuk algınlığı yüzünden uyumakta güçlük çekebilir ve ara ara uykunuzdan uyanabilirsiniz. Pes etmeyin ve hastalığın uyku düzeninizi bozmasına izin vermeyin. Yapılan araştırmalara göre, 8 veya daha fazla saat uyuyan insanlar, uykusuz insanlara göre hastalıklara karşı daha dirençli oluyorlar.


2. Nem dengesine dikkat!


Nemli hava burun kanallarınızı açarak nefes almanıza yardımcı olur. Bu yüzden havada yeterli miktarda nem olmasına dikkat edin. Gece boyunca bir buhar makinesi veya nemlendirici kullanmanız sizi çok daha iyi hissettirecektir. Ayrıca yatmadan önce sıcak bir duş almak da burnunuzu rahatlatabilir.


3. İlaç seçerken dikkatli olun!


Bazı ilaçlar, bazı bünyelerde farklı birtakım yan etkiler gösterebilir. Bu yüzden ilaç seçerken dikkatli olun ve mümkünse doktora danışın. Ayrıca kullandığınız ilaçların neden olabileceği yan etkileri bilmek, olası bir yan etkiye karşı hazırlıklı olmanızı sağlayacaktır. Unutmayın, sağlık ihmale gelmez!


4. Burnunuzu açmaya yardımcı burun spreyleri ve bantları


Gün içinde rahat nefes alamıyor ve geceleri uyuyamıyorsanız, burnunuzu açarak nefes almanızı kolaylaştıracak burun spreyleri ve burun bantları kullanabilirsiniz. Burun spreyi kullanırken ürünün kullanma talimatını iyice okuyun. Spreyleri günde 3 defadan fazla kullanmamaya dikkat edin!


5. Mentollü kremler sizi rahatlatabilir!


Burnunuzu açmak, öksürüğünüzü kesmek ve baş ağrınızı almak için mentollü buharlaşan kremleri deneyebilirsiniz. Burnunuzu açmak için bir parça mentollü krem konulmuş suyu kaynatarak buharını soluyabilir, burun çevrenize mentollü krem sürebilirsiniz.



Ayrıca kremi boğazınıza, göğsünüze, ayaklarınızın alt kısmına sürmeniz öksürüğünüzü; alnınıza sürmeniz de baş ağrınızı hafifletecektir.


6. Tuzlu su işe yarayabilir


Burun akıntınızı azaltmak için burnunuzu tuzlu su ile durulayabilirsiniz. 8 gram suya, çeyrek çay kaşığı tuz koyun ve bunu bir sprey vasıtasıyla burnunuza sıkın. İşe yaradığını göreceksiniz.


7. C vitaminine devam!


Tabi ki bu bir tedavi metodu olamaz, ancak vücudunuzun dirençli hale gelmesinde etkili olacaktır. Bu yüzden limon, portakal, mandalina ve greyfurt gibi meyvelere bu süreçte ağırlık vermeniz işinizi kolaylaştırabilir.


8. Uyurken başınızı yüksekte tutun!


Soğuk algınlığı, uykunuzu da olumsuz yönde etkiliyorsa başınızı normalden biraz daha yüksekte tutmayı deneyebilirsiniz. Bu sayede nefes almanız kolaylaşacak.


 



Soğuk algınlığına iyi gelecek basit yöntemler

Soğuk algınlığı mı yoksa grip mi?

Kış aylarında ve özellikle mevsim geçişlerinde etkisini artıran grip ve soğuk algınlığını birçoğumuz aynı biliyoruz. Bunun sebebi bu iki hastalığın da birtakım belirtilerinin aynı olması. Ancak aslında ikisi de farklı hastalıklar ve farklı bir tedavi süreci gerektiriyorlar.


Soğuk algınlığı (nezle) olduğumu nasıl anlarım?


Dahiliye Uzmanı Dr. Arzu Yalçın grip ve soğuk algınlığı hakkında doğru bilinen yanlışları şöyle sıralıyor.


Soğuk algınlığı ya da diğer adıyla nezle, genellikle kış aylarında görülen bir hastalıktır. Bu hastalık 1′den fazla virüs yüzünden meydana gelebilir. Hastalığın kuluçka dönemi 2-5 gün sürmektedir. Daha sonrasında şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, yutak bölgesinde rahatsızlık hissi, öksürük, kırgnlık ve hafif baş ağrısıyla ortaya çıkar.


Hastalık genellikle 1 hafta sürmektedir. Çoğunlukla ateşsiz seyreden soğuk algınlığında titreme, boğaz ağrısı ve boyunda büyümüş lenf nodu gözlenmez. Hastalık süresi 14 günü geçiyorsa ikincil bakteriyel enfeksiyonlar düşünülmelidir.


Grip olduğumu nasıl anlarım?


Grip, bir başka virüs olan İnfluenza’nın neden olduğu bir enfeksiyondur. Oldukça değişik alt grupları olabilen bir virüstür. En önemli özelliği 39-40  C’leri bulabilen ateşe sebep olabilmesidir. En yaygın belirtisi eklem ve kas ağrılarıdır. Gribin soğuk algınlığından en önemli farkı ateş diyebiliriz. Ayrıca şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğazda rahatsızlık hissi, baş ağrısı; hatta ishal, bulantı, kusma gibi mide-bağırsak belirtileriyle de kendini gösterebilir. Soğuk algınlığına göre çok daha ciddi bir enfeksiyondur. Pandemik, yani dünya çapında salgınlar yapabilir. Geçmişte bu salgınlarda ciddi ölümler görülmüştür.


Özellikle yaşlı, bakıma muhtaç, diyabetik, KOAH, astım, kronik kalp hastalığı gibi hastalıkları olanların, toplu yerlerde yaşayanların, sağlık ekibi gibi riskleri olanların aşılanması gerekmektedir.


Ek hastalıkları olan kişilerde pnömoni, yani zatüree, çocuklarda orta kulak iltihabı, sinüzit gibi ikincil bakteriyel enfeksiyonlara neden olabilmektedir.


Erken teşhis önemli


Her iki hastalığın da hafif atlatılması için teşhisin erkenden konulması önemlidir. Bu yüzden size öncelikli tavsiyemiz, mutlaka bir doktora görünmeniz yönünde. Sağlıklı günler dileriz.


grip-soguk-alginligi



Soğuk algınlığı mı yoksa grip mi?